E-ihracat

E-İhracat

E-İhracat, son dönemde trend olan bir konudur. Genelde e-ticaret ile çok karıştırılsa da temelde birbirlerinden ayrıdırlar. E-ticaret, yurtiçi ticaretimizde online alışveriş olarak yapmış olduğumuz ticaret iken, E-İhracat sınır ötesi olanına karşılık gelmektedir.

E-İhracat

Günümüz koşullarında bakıldığında;

  • Yurt içinde dövizin yükselmesiyle beraber ihracata olan cazibe,
  • Tahsilatlardaki sıkıntılarımız,
  • Sermayesiz olarak yapılabilecek e-ticaretlerin cazibesi kümülatif olarak değerlendirildiği zaman, e-ihracata ciddi bir eğilim oluşturmaktadır.

E-İhracatDünyadaki durumuna baktığımız zaman da 2017 yılı verilerine göre 2.3 trilyon dolar, 2020 verilerine göre 4.2 trilyon dolardır. 2023 yılı verilerine göre ise tahmini 6.5 trilyon dolarlık bir ticaret hacmi dünya ticaret içerisinde oluşması beklenmektedir.

Böylesi büyük bir ticaret içerisinde bizim de ülke olarak, son dönemde “güzel bir üretim gücüyle birlikte neler yapabiliriz?” sorusunu birçok ihracatçı bir şekilde düşünmektedir.

Ancak bu konuda “ihracata nasıl başlamak lazım?”, “İçindeki alt unsurlar nelerdir?” Bunları bize de çok fazla danışan oluyor. Esasında bizim asıl çalışma faaliyetimizin ihracat veya e-ticaret olmamakla birlikte söz konusu ihracat olduğu için bize de konu ister istemez geliyor.

Tam da bu noktada geleneksel ihracatla günümüz ihracatının farkları ve dinamiklerinin içerisindeki çeşitlilikleri içerisindeki dinamik noktaları yazının ilerleyen noktalarında değineceğiz.

E-İhracat

Geleneksel İhracat mı, E-İhracat mı?

Her şeyden önce e-ihracata başlamak, geleneksel ihracata başlamaya göre çok daha kolaydır. Ancak işin uzun vadesinde e-ihracatın ölçeklendirilmesi, belki daha sürdürülebilir kılınması için belki 50 alt unsuru varsa, geleneksel ihracatta ise 10 tane unsur söz konusu. Hal böyle olunca başlamak kolay olsa da uzun vadede sürdürülebilir bir kârlılığın yakalanması, geleneksel ihracata göre pek de zorlayıcıdır.

E-Ticaretin Dinamikleri

İyi bir e-ihracat için, iyi bir e-ticaret alt yapısından geçtiğini söylememiz lazım. Tam bu noktada e-ticaretin dinamiklerine değinmekte fayda görüyoruz:

  1. Terim olarak bir B2C’den başlamak gerek. B2C(Business two Customer)1 Bizler nasıl ki online alışverişte bir şey satın alırken kullandığımız usul neyse satarken de B2C’dir. E-İhracatta ise ağırlıklı olarak B2C yani perakende satış yapılmaktadır.
  2. B2B(Business two Business), Firmadan firmaya satış anlamına gelmektedir. Genellikle satışlar, toptan olarak yapılmaktadır. Bizim de geleneksel ihracatta yapılan B2B’dir.
  3. B2B2C, ürünün online olarak bir firmadan, başka bir firmaya toptan verilmesidir. O firma da aldığı malı perakende olarak son tüketiciye satışın gerçekleşmesidir.

 

E-İhracatta Ürün

Bu noktaları öğrendikten sonra ürün kısmına geçebiliriz. Esasında bu alan kişiden kişiye çok değişen bir yapıya sahiptir. Çünkü herkesin çevresi, üretim yakınlığı aynı olmuyor. Dolayısıyla bu konuda “doğru ürün nedir?” diye bakıldığı zaman, çok değişken cevaplar çıkması mümkündür.

Ürüne karar verdiğimizi düşündüğümüz an itibariyle online olarak hangi kanallardan satış yapabileceğini incelememiz gerekiyor. Özellikle perakende de karşımıza üç satış kanalı çıkıyor. Bu satış kanalları:

  1. Sosyal medya, yani hepimizin belki her gün siparişler vermiş olduğu platformlardır., mesela bir Instagram buradan görmüş olduğumuz bir ürünü hemen çok hızlı ve seri bir şekilde sipariş edebiliyoruz. Aynı bunun gibi kendi ürünümüzü satarken de sosyal medyanın gücünü kullanmak aslında en kolay başlangıç oluyor.

Çünkü Burada aslında trafikler daha kolay çekiliyor. Ciddi bir kitle var burada. Ancak bu alanlarda kurumsal bir satış yapmak ve güvenli bir satış yapmak sınırlıdır. Sosyal medyada belli bir birini elde ettikten sonra aslında ikinci satış kanalı olan pazar yerlerine geçebiliriz.

  1. Pazar yeri, geleneksel bir kelime gibi geliyor ama aslında çok teknik bir terimdir. Bu alanı bir alışveriş merkezi(AVM) gibi düşünmek lazım. Nasıl ki AVM’de küçük küçük farklı markaların mağazaları varsa bizler de bu online alışveriş merkezi içerisine bir mağaza açabiliriz.

Tabi burada hem yurtiçi hem yurtdışını elemekte fayda var. Çünkü yurtiçi pazar yerlerinde Trendyol, Hepsiburada, N11 gibi pazar yerlerinin avantajı, bizim ürünümüze göre dezavantajının ne olduğuna çalışmak lazım.

Mesela biz üretici değilsek eğer aracı bir ticaretimiz söz konusuysa komisyon oranı yüksek olan bir pazar yerinde çalışmak, bizim için kolay olmayabilir. Çünkü kârlar çok düşük olacaktır. Ancak böyle olsa bile yine de pazar yerlerinde bulunmakta fayda var. Çünkü burası aynı zamanda bir reklam altyapısıdır. Mesela kocaman firmalar içerisinden DeFacto, LCWaikiki olsun bu tür firmalar bile kendi satışları olsa dahi mutlaka pazar yerlerinde de bulunuyorlar. Çünkü rekabet açısından müşteri neredeyse, firma da orada olması gerekir.

Dolayısıyla kârınız çok düşük olsa o mecrada bulunmak, güvenilirlik açısından gerçekten çok önemlidir. Bu durum aynı zamanda sizin pazarlamanız anlamına da geliyor. Her pazar yerinin farklı sektör olarak ayrımları olabiliyor. Mesela yurtdışı menşeinden örnek olarak;

  • Amazon hemen hemen her ürünün satışının yapılabildiği bir platformken,
  • Etsy gibi bir pazar yeri ağırlıklı el işi, orijinal kişiselleştirme, hediyelik eşya üzerine çalışan bir yapıya sahiptir.

Ürünümüze özel iyi satış yapabileceğini düşündüğümüz pazar yerlerini tercih etmek gerçekten önemli.

  1. Diğer satış kanalı da web sitemizdir. Bu alan e-ticaret içerisinde ihracatın en zor kısmıdır. Çünkü müşterilerin satın alma yaparken dikkat ettiği ilk özellik, güven unsurudur.

Bir ürünü alacağımız zaman herhangi bir firmanın sitesinden değil de daha çok pazar yeri üzerinden almayı tercih edebiliyoruz. Çünkü ürün yanlış gelirse dahi pazar yerine bir yaptırım söz konusu olabiliyor. Ama bu konuya başka bir yönden bakıldığında kendi sitesinden aldığımız zaman belki daha uygun bir fiyata veya yanında başka bir hediye ile alma olanağı da olabilir.

Dolayısıyla ürünümüzü satacağımız zaman sitemizden satış yapmayı en son tercih olarak ortaya koymalıyız. Ağırlıklı yatırımı, pazaryeri üzerinden kurgulamamız daha mantıklı olacağını düşünüyorum.

Satış kanalları olarak, sosyal medya, pazaryeri ve kendi sitemizi konuştuktan sonra aldığımız siparişi hangi yöntemle göndereceğiz? Ödemeyi nasıl alacağız? Lojistik tercihlerimiz nasıl olacak? Markamızın çalınma ihtimali veya devletle alakalı ilişkilerimiz nasıl olacak? konularına geçebiliriz.

E-İhracat ve Mikro İhracat

Aldığımız siparişi gönderme konusunda yurtiçinde ve yurtdışında devletin geliştirmiş olduğu bir yöntem vardır. Bu işlemin adı mikro ihracattır.

Mikro ihracat yani aldığımız siparişi gönderirken bizim normal yurt içiymiş gibi bir gönderiyi yurtdışına ulaştırabilmemiz açısından bir evrak ve gümrük kolaylığı sunar. Bu anlamda yurtdışına göndereceğimiz ürün eğer 300 kilogramın altında ve 15.000 Euro bedelinin altındaysa KDV haricindeki haricindeki bedeli, devletimizin anlaşma yaptığı lojistik firmasına veriyoruz. Bu gönderi durumu, hiçbir ihracat işlemine karışmadan Avustralya, Amerika vb. nereye göndereceksek oraya kadar götürebiliyor. Bu yöntem geçmişte sadece havayolunu kapsıyordu. Günümüzde karayolu üzerinden de bu gönderileri yapmak mümkün. İhracata başlamak isteyen küçük işletmeler açısından bu işlem, çok güzel bir kolaylık oluşturmaktadır. Çünkü;

  • Birlik kaydı gerektirmeden,
  • Gümrükçüye bir vekalet verme söz konusu olmadan şahıs firması ile çıkış yapılabiliyor. Ciddi bir evrak yükü aslında burada çıkartılmış oldu. Sadece bir fatura kesilmesiyle işlemimizi yapıyoruz. Bu faturayla örneğin DHL, TNT’ye verdikten sonra kargo, karşı tarafa ulaştırılıyor.

Tabii ki bu noktada karşı ülkenin mevzuatı da önemlidir. Örneğin Amerika’ya mal göndermeye karar verdik. 800 dolara kadar gönderdiğimiz bir ürün mikro ihracat kapsamında gidebiliyor veya Avrupa için mesela 22 Euro’nun altında vergisiz bir şekilde malı gönderebiliyoruz. Mikro diyoruz ama aslında makro ihracatında yolu mikro ihracattan geçiyor diyebiliriz. Küçük bir ihracatla başlayıp hedef pazarın alışkanlığının tüketimini gördükten sonra bunun ilerde makroya dönmesi içten bile değildir. Çünkü bu bir ihracat denemesidir; tüketici davranışlarını tespit etme meselesidir.

E-İhracat Ödeme Altyapıları

Bir diğer konu ödeme altyapılarıdır. Ülkemizde alanla alakalı son dönemde yerinde çözümler üretildi. Hem yurtiçinde hem yurtdışında bununla alakalı ödeme altyapılarını web sitemize koyabiliriz. Ancak bununla alakalı satış kanalı da tavsiye ettiğimiz için esasında pazar yerlerine öncelik vermemiz daha iyi olacaktır. Çünkü ödeme yöntemi olarak müşteriler bu alana daha çok güveniyorlar.

Belki paypal gibi bir uygulama hâlihazırda Türkiye’de olmasa da yurt dışında bir paypal hesabı açarak bu sorun çözülebilir. Bu ve benzeri konular çok detaylıdır. Bizler ağırlıklı olarak geleneksel ihracatla ilgili çalıştığımız için daha önce de vurguladığım gibi konularla alakalı çok detaya girmeyeceğiz.

E-İhracat için Markanın Tescili

Eğer ürünümüz kolay kopyalanabilir bir mal ise, hedef pazarımız neresiyse orada ürünle alakalı marka tescilinin yapılması kritik öneme sahiptir. Devletimizin bu konuda yerinde destekleri var. Bir influencer’a, youtuber’a vereceğimiz parayı bile destekleyen e-ihracat destekleri söz konusu.

E-İhracat Ekibi

Sanal ihracat yaparken ekibin önemine yoğunlaşmamız gerekir. Yetişmiş bir e-ihracat ekibi ticaretin olmazsa olmazlarındandır. Bu konuda firma çalışanlarına eğitim veya danışmanlık aldırabilirsiniz. Güncel piyasaya bakıldığında bu alanlarda eleman sıkıntısı çekildiği için elinizin altındaki personeller de zorlanma, tıkanma yaşanmaya başladığı aşamadan itibaren belli destekler alınabilir.

Burada tabii ki ekibin kalitesi çok önemli olduğu gibi sizin bakış açınız da gerçekten çok önemli. Yani markalaşmada şöyle bir deyim söylenir, “Global düşün, lokal davran”. Dolayısıyla hedef pazarı belirledikten sonra bütün ekibimizle çalışmalarımızı yaparken o pazara özel lokal unsurlar, dinamikler neyse ona göre davranmak lazım. Yani belki yabancı dilimizin çok uymadığı bir coğrafya olsa bile oraya özel içeriklerin üretilmesi, fotoğrafların çekilmesi, geleneklerine saygılı davranarak belli tanıtım çalışmaları yapılması stratejik olacaktır.

E-İhracatta Rekabet Analizi

Son olarak her ticarette olduğu gibi rekabetin doğru bir şekilde yönetilmesi için rekabet analizi bir hayli önemlidir. Burada hangi pazar yerinde veya coğrafyada ne kadarlık bir fiyatla gidileceği veya hangi rekabet unsuruyla öne çıkar? Sorularının detayına başka bir yazıda bahsedeceğiz.

Kaynakça:

1Bir firmanın son tüketiciye online olarak bir şeyi satmasıdır.

Görüş ve önerileriniz için yorum yaparak bizlere ulaşabilirsiniz.

İbrahim Çevikoğlu

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.