Pandemi döneminde dış ticaret

Pandemi Döneminde Dış Ticaret

2018 yılından bu yana dövizin kontrolsüz yükselme sorunu, Türkiye için gündemdeydi. Fakat son dönemlerde yaşanan döviz ataklarıyla ayrı bir durumun içerisindeyiz. Hem salgın döneminin getirdiği olumsuzluklar hem de dövizin yükselme durumunu birlikte ele aldığımız zaman bazı sıkıntılar baş gösteriyor.

Pandemi Döneminde Dış Ticaret

Uluslararası ticarette, son dönemde ülkeler tedariklere ulaşmakta ciddi sorunlar yaşadığı için iç piyasadan alım yapmak istiyorlar. Bu durum Türkiye gibi ithalatçı ülkelerin, tedarike ulaşırken yaşadığı sıkıntılardan dolayı ciddi zamlar yapılmasına neden oluyor. Ek olarak şirketlerin salgın dönemiyle beraber saha ziyareti yapamıyor oluşu da dış ticarette olumsuz bir etki oluşturdu. Müşteri ziyaretinin yapılmaması, fuarlara gidilmemesi, müşterilerle oluşacak teması engellemekte. Oluşan bu sorunları aşmak için neler yapmamız gerektiğinden bahsedeceğiz.

Yakın dönemdeki gelişmelere bir bakacak olursak e-ticaretin öne çıkmasıyla beraber sanal ticaret üzerine yapılmaya çalışan yeni girişimler bulunmakta. Sokaklara çıkamayan insanlara hizmet vermeye çalışan e-manav ve marketler, sağlıkla alanında medikal sektörün ciddi anlamda canlanışı, Çin’den alım yapmakta olan ülkelerin alternatif tedarikçilere yönelmesinde olumlu etkileri olmuştur. Bununla beraber turizm sektörünün aksaması, uluslararası ticarette lojistiğin ciddi anlamda sorun yaşanmasına neden olmuştur. Bütün bunlar dışında elektronik ortama taşınan kaliteli eğitimler ve avantajları da es geçmemek gerekir.

Salgın sürecinde neler yapmalıyız? Özellikle ihracat odaklı yapılması gerekenler nelerdir? Bu sorulara cevap ararken kriz dönemlerinin aynı zamanda birer fırsat olduğunu dile getirmemiz lazım. Önceliğimiz değişen küresel tedarik zincirini çok iyi takip etmek olmalıdır. Ticaretin akışı ne tarafa doğru yöneliyor? Özellikle üretici ülkelerin ve başta Çin olmak üzere pazar kaybettiği bölgeleri bulup, oralardaki müşterilere odaklanmak, belki de bizler için çözüm yolu olabilir. Bu sadece bir yöntemdir. Tabii bu pazarlara yönelmeden önce ürünümüzün segmantasyonunun tutması, tedarik altyapımızın, sertifikasyonlarımızın, insan kaynağımızın uygun olması çok önemli.

Genel manada bakacak olursak, dünyada tedarik zinciri ciddi anlamda değişmeye başladı. Özellikle ifade edildiği üzere Çin’in daha önce pazarının olduğu yerlerde, pazar payı kaybettiği yerleri bulup buralarda hedef firmalarımıza bir teklif geçiyor olmamız dikkat çekici bir hamledir.

Ayrıca rakiplerimizin ciddi anlamda eşit düzeye indiği, iflasa sürüklendiği bir dönemdeyiz. Bu durum normal dönemlerde yapılacak ekstra yatırımlarla çok fazla kâr getirmezken, şu anda oluşturduğumuz ufak bir fark çok yüksek bir kârlılık sebebi olabilir. Dolayısıyla krizle beraber kârlılığın da yüksek olduğunu iyi hesaplayacak olursak, dijitalleşmeye yapılacak olan yatırım rakiplerimize fark atmamızı sağlar.

Bu özel dönemde, normal zamanlarda vize vermeyen ülkeler ekonomilerini ayakta tutabilmek için vize veriyorlar. Normalde vize alınamayan ülkelere vize alıp gidebiliyoruz veya başka bir örnek verecek olursak salgın öncesi fuarlara, seyahatlere çok ciddi bütçeler harcanıyordu. Şu anda bu bütçeyi, geçmişte yönelmeyi düşündüğümüz ama yapmadığımız yatırımlara ayırmak gerçekten çok stratejik olur. Özetle bu dönemde yapılması gereken şey, evvelden yapmamız gereken bazı şeylerin tamamlanmasına yoğunlaşmak olmalıdır. Bunlardan birisi de şirketimizin dijital altyapısını geliştirmek olmalıdır.

Geçmişte Google’a ürünümüz yazıldığında bizimle alakalı belki hiçbir şey görünmüyordu. Veya ismimiz yazıldığında ilk sıralarda çıkmıyordu. Bu dönemde şirketimize dışarıdan dijital olarak bakmamız gerekiyor. Ürünümüzle alakalı dijitalde neredeyiz? Firma olarak dijitali ne kadar biliyoruz? Dijital birimin görünürlüğünü gerçekten artırmamız gerekiyor. Belki de yapılması gereken ilk hareket bu olmalı.

Pandemi döneminde dış ticaret

Dikkat etmemiz gereken bir hususta Türkiye, perakende ticaretin değil toptan ticaretin dinamikleriyle hareket eden bir ticarete sahip. Çalışma şeklimiz, özellikle son tüketiciden ziyade bir önceki alıcı(toptancı veya ithalatçı) ile muhatap olma üzerinden işler. Dolayısıyla onların tercihleri bizim için daha kıymetlidir. Bu anlamda perakende ticaret için yapılan pazar araştırmalarıyla bizim konumlandırdığımız aynı değildir. Belki mikro ihracat veya e-ihracat gibi küçük ölçekli ticaretler için belli başlı tutarlı şeyler olabilir. Ama bizler araştırmalarımızı, yatırımlarımızı ve dijital çalışmalarımızı yaparken, toptan ticarete uygun olarak hazırlıklar yapmalıyız.

Dijital altyapının altında sağlamamız gereken unsurlar var:

  1. İlk olarak bilinirlikle alakalı faaliyetleri oluşturmamız gerekiyor. Örneğin günümüzde yapılan sanal ticaret heyetlerine katılabiliriz.
  2. Fabrikamızın içerisinde bir sanal tur uygulaması gerçekleştirebiliriz.
  3. Sanal fuarlara katılabiliriz veya
  4. Dijitalde üyeliklerimizin olmadığı platformlara üyelikler yaptırabiliriz.

Başka bir yazımızdan hatırlayacak olursak bir sahaya gitmeden önce altyapısını hazırlamak için kullandığımız yöntemler var. Dış ticaret istihbaratı ve yeni nesil müşteri bulma yöntemlerini kullanarak şu anda sahaya gidemiyor olsak da oradan müşteriler bulabilmek, yeni firmalarla iletişime geçebilmek mümkün.

Özellikle böyle bir dönemde, temassız ticaretin öne çıktığı, saha ziyaretlerini yapamadığımız için masa başında müşteri bulma yöntemlerini artık daha çok kullanıyor olmamız gerekiyor. Bu anlamda ticari istihbarat eğitiminin önemi ciddi anlamda öne çıkmakta.

Diğer bir açıdan bakıldığında ticari istihbarat altyapımıza olan yatırımı, salgın dönemi olmasaydı bile yapmamız gerekiyordu. Ancak bu süreç bizi bu yatırıma mecbur bıraktı.

Salgın öncesinde fuarlara ve yurtdışı seyahate ayırmış olduğumuz bütçe ile ticari istihbarat altyapısındaki üyeliklere verdiğimiz bütçeler gerçekten kıyaslanmayacak derecede farklıydı. Ayrılan bütçelerin belki yarısı kadar bir miktarla ticari istihbarat tarafında yapılabilecek altyapı yatırımı, oturduğumuz yerden ciddi bir müşteri kitlesi edinmemizi kolaylaştırır. Bu alanda yapılacak yatırımları kesinlikle lüks görmemekten ziyade sürecin mecburiyeti olarak görerek belli altyapı yatırımlarına yönelmemiz gerekiyor.

Bizler şu ana kadar belki dijitalde iyi bilinmiyor olabiliriz ama bu dönemde birazcık daha fırsata çevirmek suretiyle altyapılarımızı kuvvetlendirerek yeni döneme girmek daha sağlıklı olacaktır.

Yazımızla alakalı görüş ve önerileriniz için yorum yaparak ulaşabilirsiniz.

İbrahim Çevikoğlu

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.